Küresel deniz taşımacılığı, artan jeopolitik gerilimler nedeniyle devletlerin birbirine baskı kurduğu siyasi bir mücadele alanına dönüşüyor. Bu durum, uluslararası deniz ticaretinin kurallara dayalı düzenini bozma riski taşıyor.
Hürmüz Boğazı, Panama Kanalı, Güney Çin Denizi ve Karadeniz gibi kritik deniz yollarında yaşanan gerilimler, okyanusların onlarca yıldır görülmemiş bir çalkantı ve tehlike içinde olduğunu gösteriyor. Bir zamanlar uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınan serbest seyrüsefer düzeni, yerini güç mücadelelerine bırakmış durumda. Dünya ticaretinin yüzde 80'inden fazlasının deniz yoluyla yapılması, bu rotalardaki herhangi bir aksamanın küresel ekonomide büyük maliyetlere ve belirsizliklere yol açmasına neden oluyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler, bu yeni dönemin en belirgin örneğini oluşturuyor. İran'ın bölgedeki geçişleri kısıtlama çabaları ve ABD'nin uyguladığı deniz ablukası, küresel bir enerji krizini tetikleyerek petrol fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Benzer şekilde, Panama Kanalı çevresinde de ABD ve Çin arasında ekonomik baskı iddiaları ve egemenlik hakları ihlali suçlamaları yaşanıyor.
Denizlerdeki istikrarsızlık sadece devletler arası gerilimlerle sınırlı kalmıyor. Korsanlık faaliyetlerinin son beş yılın en yüksek seviyesine ulaşması, deniz yolu operatörlerini daha fazla yakıt tüketimi, artan sigorta primleri ve siyasi nedenlerle yaşanan gecikmelerle karşı karşıya bırakıyor. Uzmanlar, devletlerin uluslararası boğazlarda kendi kurallarını dayatmaya başlamasıyla deniz trafiğinin evrensel normlardan koparak tamamen siyasi pazarlıkların insafına kalacağı uyarısında bulunuyor.