Büyükçekmece Adliyesi'nde görevli bir memurun, emanet bürosundaki tam 25 kilogram altını ve 50 kilogram gümüşü zimmetine geçirerek kayıplara karıştığı dehşet verici olay, adalet sisteminin kalbinde büyük bir sarsıntıya neden oldu. Olayın ortaya çıkmasının ardından İngiltere'ye kaçtığı belirlenen firari şüpheli Erdal Timurtaş hakkında uluslararası düzeyde kırmızı bültenle arama kararı çıkarıldı. Bu akıl almaz hırsızlık, sadece bir memurun bireysel suçu değil, aynı zamanda organize bir suç şebekesinin karmaşık bir planı olarak gün yüzüne çıktı.
Adliyeye sevk edilen emanet memuru Kemal D. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak adaletin karşısına çıkarıldı. Bu skandal, İstanbul merkezli 19 ilde göçmen kaçakçılarına yönelik düzenlenen ve büyük miktarda altın ile gümüşün ele geçirildiği operasyonun ardından yaşandı. İşlemlerin tamamlanıp adli emanete teslim edilen değerli eşyaların böylesine kolayca çalınabilmesi, güvenlik zafiyetlerini ve sistemdeki gedikleri gözler önüne serdi.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın titiz çalışmasıyla, emanet kasasındaki bu inanılmaz hırsızlığın perde arkası aralandı. 50 ayrı adrese eş zamanlı düzenlenen operasyonlar sonucunda, soruşturmada tutuklanan kişi sayısı 16'ya yükseldi. Başlangıçta tek bir kişinin işi gibi görünen bu soygunun, aslında profesyonelce planlanmış organize bir suç şebekesi tarafından gerçekleştirildiği anlaşıldı. Şüphelilerin lideri olduğu iddia edilen M.S.'nin, soygun anında olay yerinde araç içerisinde soğukkanlılıkla beklediği tespit edildi. M.S.'nin, suç ortağı ve aynı zamanda kuzeni olan M.E. ile birlikte firari olduğu öğrenildi.
Bu organize yapının içine daha derinlemesine girildiğinde, M.S.'nin kız arkadaşı Elif D.'nin de 'para aklama' suçundan tutuklandığı ortaya çıktı. Soygunun planlayıcısı olduğu düşünülen M.S.'nin, diğer araçta bekleyen suç ortağıyla birlikte yakalanıp cezaevine gönderildiği belirtildi. Daha da vahimi, bu korkunç suçta kullanılan araçların temin edildiği kiralama şirketinin de olaya dahil olduğu belirlendi. Şirket sahibi B.Ç. ile paranın aklanması için kullanılan emlakçı G.V.'nin de tutuklananlar arasında yer alması, suç ağının ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. Dosyadaki tespitlere göre, şüphelilerin hırsızlığın ardından Ağrı'ya giderek adeta zafer kutlaması yapar gibi bir toplantı yaptıkları, olayın ortaya çıkmayacağına dair cüretkar bir güvenle hareket ettikleri ve tüm suçu Erdal Timurtaş'ın üzerine yıkmayı planladıkları belirlendi. Soruşturma kapsamında, tüm şüphelilerin mal varlıklarına tedbir konuldu.
Ancak, adaletin tecellisi gecikmedi. Soruşturma kapsamında yapılan titiz incelemeler sonucunda, soygunu yöneten, olay sırasında araçta bekleyen ve firari olarak aranan M.S. ile kuzeni M.E.'nin Gürcistan güvenlik birimleri tarafından yakalanarak hapse atıldığı öğrenildi. Adaletten kaçışın mümkün olmadığını gösteren bu gelişmenin ardından, Türkiye'ye iade edilmeleri için süreç başlatıldı. Firari Erdal Timurtaş'ı yakalama çalışmaları sürerken, Gürcistan'da tespit edilen M.E. ve M.S.'nin, dün akşam saatlerinde Sarp Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye geçerek teslim oldukları bilgisi ulaştı. Hopa'da gözaltına alınan şüphelilerin, İstanbul'a getirilerek adalete teslim edileceği öğrenildi. Bu vaka, organize suçun hiçbir zaman yanına kar kalmayacağının ve adaletin er ya da geç yerini bulacağının güçlü bir kanıtı olarak tarihe geçti.